Hayatımda sadece bir kere, ilkokulda mektup yazmayı öğrendiğimiz derste İstanbul’da oturan halama mektup yazmıştım. “Sevgili Halacığım” diye başlayıp patetik bir şekilde bitiyordu. Halbüse zamanında ne mektuplar yazılmış. Buyrun…
Aşağıda, Beyaz Saray metin yazarlarından William Safire’in, Neil Armstrong ve Edwin (Buzz) Aldrin’i Ay’a indiren Apollo 11 Ay Modülü’nün arızalanması durumunda Başkan Nixon’un televizyonda halka seslenirken okuyacağı metin var. En kötü durum senaryosunun bir parçası olarak hazırlanmış (To be read in the case of a “Moon Desaster”). Metinde Apollo 11’in üçüncü mürettebatı Michael Collins’ten bahsetmiyor; zira o Ay Modülü’nde değil, Kumanda Modülü’nde olacağından dönebilecekti.


“Bu iki cesur adam, Neil Armstron ve Edwin Aldrin, kendileri için bir umut kalmadığını biliyorlar. Ancak, fedakarlıklarının insanlık için bir umut kaynağı olduğunun da farkındalar.” diye başlıyor. Çok dramatik bir metin. Hakkatten adamlar orada kalsaydı ne kadar garip olacakmış. Sene 1969, daha Internet falan değil, Atari bile yok ortalıkta ve bu adamlar bozulan uzay kapsülleri yüzünden Ay’da mahsur kalmışlar!
Aşağıda da, hamdolsun, Düya’ya sağ sağlim dönebilmiş Neil Armstrong’un Ay yürüyüşünde kullandığı astranot giysisini (Extravehicular Mobility Unit -EMU-) tasarlayan ekibe 25 yıl sonra yazdığı teşekkür mektubu var. Armstrong, genelde çirkinliği ile tanınan EMU için diyor ki “Esas güzel tarafı işe yaramış olmasıydı”:)

Ben şurdan, onlar da burdan almışlar.