garpuz kemiğinden gabuklar

Hürriyet bunu hep yapıyor. Esasında sorunlu olan, arkasında çeşit çeşit patolojik oluşum barındıran durumları/olayları çok süper şeylermiş gibi sunuyor memleketimiz insanınına. “İstiklal Marşı’nı en iyi Marina okudu” haberi de güzel bir örnek.

Haberin hiçbir yerinde bacak kadar çocuklara ulusal marş çığırtmak kötü bir şeydir denmemiş. Memlekette bunun böyle olduğunun düşünen insan da azdır diye tahmin ediyorum. Ne hikmetse Sütaş ineğinin memesinden, Huysuz Virjin’den, Buffy the Vampire Slayer’dan ötürü ruh sağlıkları bozulma tehlikesi geçiren Türk çocukları/gençleri bu çeşit şovenist eylemlerden hiç rahatsız olmuyorlar diye düşünülüyor olsa gerek.

Çoğumuz aşinayızdır, orta okul - lise yıllarında İstiklal Marşı okunurken “Daha yüksek, daha yüksek!” diye bağıran müzik/beden hocasının çabalarına. “Daha hızlı, daha sert!” nidasını anlıyorum, söylendiği ortama çok uygun düşüyor. Ama nasıl oluyor da en asil duyguların hissedilmesi gereken, çeşitli kutsiyetleri yad ettiğimiz bayrak töreninde “Anırın ulan!” manasına gelen bir söylemi bu kadar yüksek sesle ve emir kipiyle söyleyebiliyor hocalarımız?

Bunların hepisi oluyor, çünkü M. Belge’nin de dediği gibi” Türkiye nominal bir toplumdur” (veya oldurulmuştur). Bir şeyin aslında ne olduğu veya doğrusunun ne olduğunun önemi yoktur bu memlekette; önemli olan birilerinin o şeyin nasıl olması gerektiğine karar vermiş, bizim de bu şey öyleymiş gibi davranma mecburiyeti hissediyor oluşumuz. İstiklal Marşı’nı bağıra bağıra okuyunca tüm marşın içeriğini daha iyi özümsemediğimizi bizi bağırtanlar da biliyor; önemli olan okunan marşın yeri göğü inletmesi. Bu kızcağıza karşı sempatiyle yorum yapanlar da bu kızın kim olduğunu takmıyorlar zaten; önemli olan var gücüyle okuması mukaddes şiiri. Aynı kafayla asıyoruz bin metre karelik bayrakları köprüye, kuleye; aynı mantıkla  Hakkari’de dağın tepesine “Her Türk asker doğar” yazdırıyoruz.

Zaten “Ne mutlu, Türküm diyene” değil mi mottomuz? Bütün Kürtler, Ermeniler, Rumlar, şunlar bunlar dese de rahatlasak.

Haberin kendisi kadar fantastiş yorumları da burda.

” Gozyaslarima hakim olamadim. Bravo seni yetistiren anaya ve babaya. Ne mutlu sana Turksun.”

Edit: Erkan Goloğlu Radikal’deki köşesinde bu mevazuya parmak basmış.